24 Nisan 2012 Salı

Eskilerden 2

Bazen baktığımda ağaçları görüyorum. Gördüğüm ağaçların gerçekliği beni korkutuyor. Her şeyin, kendimin bile dışına çıkıp baktığım ağaç ile aramdaki mesafe, tuhaf bir zaman boşluğunu, belki de ayrı ayrı, bir zamanı ve boşluğu, görünür kılıyor. Kafamı, düşüncelerimi... gömdüğüm yerden açınca kendimi, tüm içimden çıkınca, aslında o zaman, o an, gerçekten yaşıyor olduğumun farkına varıyorum. Yeni bir iç, yeni bir dış. Benim ötemde, dışımda, tuttuğum mesafede olan her şeye yeniden baktığımda yaşadığım gerçeklik. Tersyüz ediyor beni.

23.03.2004


NOT: Buradaki iç, dış, tersyüz, boşluk, mesafe kavramlarının hepsinin şu anda da uğraştığım kavramlar, ve hatta son projemin (bknz. "Etin Sesi") temeli oluşu gayet iyi geldi.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Eskilerden

Darmaduman olmuş bir döl yatağının kanlı ve boklu bağırtısı. Kulak tırmalayan şaplak ve ebenin tebessümü. Doğdumuzu bize böyle belletiler. Kan, bok ve dayak. Dünya şimdi de bundan mütevellit sefil ve çığlıklı bir yangın yerini andırıyor.

26 Aralık 2011 Pazartesi

sudan bir bardak

Bugün ÇGSM'de Ayşe Orhon'un yürüttüğü atölye çalışmasındaki bir alıştırma sırasında herkes bir şey yazdı. Benden de aşağıdaki çıktı.

mesele büyük. mesele çok. azmış gibi görünse de. yokmuş gibi görünse de. invisible. görünen, görünmeyen. saydamlaşan çehre. atla atla, tutma kendini. elimi tutmana gerek yok. balık mı? hayır. hayır. hayır. balık yok. tutma. tutturduğun her neyse bırak. biriktirme. çökme, içine çökelir kalırsın sonra. dur, bir dur, bak, dinlemiyorsun, göremiyorsun. heeeeey! sesim beni unuttu. unutuşun için de kayboldum ben de.


not: farkettim ki, mesele kelimesine bir kaç gündür takılmışım. bir şeyler var aklımda ya sürekli dönüp duran, izlerini takip eden birbirlerinin, peşisıra gidipgelen, gitmedengelengelen... uyuyup uyanıyorum, hiç uyumamışım da aynı kaldığım yerden devam ediyormuşumcasına akıyor zaman çevremde... ondan herhalde...

23 Aralık 2011 Cuma

Rastlantı?

Yine zaman önce yazmışım aşağıdakini ama şimdi yeniden okuyunca, şu disiplinlerarasılık, işlevlerarasılık, diyalog gibi kavramlar üstüne düşüncelerim parlayıverdi. Eğilimlerimiz, seçimlerimiz, baktığımız yönler kesiştiğinde yan yan gelişlerimizi iyi ki çoğaltıyoruz...

Mesela biri bir yere doğru baktığında ve başka biri aynı anda birinin baktığı yere bakarsa, iki kişi rastlantı eseri bakışmış oluyor.

19 Aralık 2011 Pazartesi

Mesela mesele karar vermekse...

Biz ne kadar farketmesek de ya da zaman zaman da olsa farkettiklerimiz, duruşumuz, yüzümüz, gözümüz, enerjimiz izimizi taşıyor. Ruhumuzun değişimlerini, düşüncelerimizin değişimlerini, sıkıntılarımızı, heyecanlarımızı, korku ve endişelerimizi. Ve kendi kendine konuşuyor, gösteriyor kendini karşısındakine. Bugün nasıl içim hüzünlü, nasıl yorgun değil ama gergin, bezmiş, sıkıntılı... ama karşılaştığım herkes nasıl da iyi göründüğümü söyledi, böyle sağlam buldular beni sanıyorum. Sonra ben de enerjimin çok da hoş, nasıl desem tam da olması gerektiği bir halde olduğuna dikkat kesildim. Fazla bir şey yapmaksızın olmanın tadı. Düşüneceğim bunun üstüne daha.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Yol

Ne zaman dönersen sen, bekleyeceğim ben seni dedi ağaç kuşa... Evet o romantik bir ağaçtı ve kuşun şakıması çok cilveliydi... ve nasıl samimi ve yürek ısıtan...